← Tüm yazılar

Yapay Zekâ Süpervizyonda İnsanın Yerini Neden Tutamaz

Cihan İleri··7 dk okuma

Mergen AI'ı geliştiren biri olarak ilk yazımın "yapay zekâ ne yapamaz" üzerine olması ilk bakışta paradoks gibi görünebilir. Değil. Bir aracı, ancak sınırlarını bilen iyi kullanır. Üstelik psikodinamik geleneğin içinden gelen biri olarak, bu sınırları bilmek benim için ürünün kendisinden önce gelir.

Türkiye'de klinik psikolojiyle uğraşan meslektaşlarımın yapay zekâ karşısındaki temkinli duruşunu yakından izliyorum. Bu temkin yersiz değil; aksine, mesleğimizin temel kavrayışından geliyor. Bir terapötik ilişkinin özünü oluşturan şey, iki bilinçdışı arasındaki canlı dokudur. Süpervizyon da, bu canlı dokunun başka bir bilinçdışıyla buluştuğu, üçüncü bir alandır. Bu yazı, Mergen AI'ın bu üçüncü alanı yerine koymadığını, ona yardımcı olduğunu ayrıntılı açıklamak için yazıldı.

Süpervizyon Nedir, Ne Değildir

Süpervizyonu sadece bir "bilgi aktarımı" olarak tanımlarsak, yapay zekânın onu büyük ölçüde devralabileceği sonucuna varırız. Çünkü teorik bilgi, vaka formülasyonu yöntemleri, savunma mekanizması haritaları, semptom-yapı eşleştirmeleri — bunların hepsi yapay zekâya öğretilebilir, hatta öğretildi.

Ama psikodinamik gelenek için süpervizyon hiçbir zaman sadece bilgi aktarımı olmadı. Searles'tan Ogden'a, Casement'tan Bromberg'e uzanan çizgi bize şunu söylüyor: süpervizyon, klinisyenin danışanıyla kurduğu ilişkinin, süpervizör-süpervizan ikilisinde yeniden canlandığı bir alandır. Süpervizör, süpervizanın anlattığı vakayı dinlerken, vakanın kendisini de yaşar. Süpervizanın anksiyetesi süpervizöre bulaşır. Danışanın savunmaları süpervizyon odasında yeniden sahnelenir.

Bu, Mergen AI'ın ya da herhangi bir yapay zekânın yapamayacağı dört temel şeye bizi getirir.

Birincisi: Paralel Süreç

Searles'ın 1955 tarihli ünlü makalesinden bu yana psikodinamik süpervizyonun en önemli kavramlarından biri paralel süreçtir. Süpervizan bir vakayı anlatırken, danışanla terapist arasındaki dinamik fark etmeden süpervizör-süpervizan ilişkisinde tekrarlanır. Süpervizan, sınır koymakta zorlanan bir borderline danışanı anlatırken, süpervizörünün zamanını aşar. Yetersizlik duygusuyla boğuşan bir danışanı sunan süpervizan, süpervizyonda kendi yetersizliğine kapılır.

Süpervizör için bu, eşsiz bir bilgi kaynağıdır. Çünkü danışanın söylediği değil, yaptığı — ve süpervizan üzerinden süpervizöre yaptırdığı — şey, klinik formülasyonun en derin malzemesidir.

Yapay zekâ bu süreci yaşayamaz. Çünkü paralel süreç bilinçdışlar arası bir aktarımdır ve yapay zekânın bilinçdışı yoktur. Mergen AI bir vakayı okurken o vakanın dinamiğine "kapılmaz", anksiyetesi yükselmez, sınırları bulanmaz. Vakayı temsil eder, yaşamaz. Bu temsili çok iyi yapabilir — ama temsil ile yaşantı arasındaki uçurum, klinik bir gerçekliktir.

İkincisi: Kontrtransferans Tanıklığı

Modern psikodinamik düşüncede kontrtransferans artık "süpervizörün engelini aşması gereken kişisel tepkisi" değil, terapötik bir bilgi kaynağıdır. Süpervizör, süpervizanı dinlerken kendi bedeninde ne hissettiğine, içine doğan imgelere, beklenmedik duygulanımlarına dikkat eder. Bu, tıpkı bir analistin danışanıyla otururken yaptığı gibi, başka türlü erişilemeyecek bir bilgiye açılır.

Heinrich Racker'ın "uyumlu" ve "tamamlayıcı" özdeşim ayrımı, Bion'un "rêverie" kavramı, Ogden'ın "analitik üçüncü"sü — hepsi bu canlı, bedensel, bilinçdışı tanıklığı tarif eder. Süpervizör süpervizanın anlattığı vakaya kendi öznelliğiyle açılır ve bu açılım, vakanın "düşünülemeyen" kısımlarına yer açar.

Yapay zekâ kontrtransferans yaşayamaz. Bedeni yoktur, içine bir şey doğmaz, geceleri vakayı düşünmez, bir hastanın yüzünü hatırlayıp endişelenmez. Mergen AI bir vakanın olası kontrtransferans dinamiklerini adlandırabilir, hatta öneride bulunabilir — ama bu, süpervizörün kendi bedeninden geçen tanıklıkla aynı şey değildir. Adlandırma ve yaşama, klinikte iki ayrı epistemolojidir.

Üçüncüsü: Terapötik Kimlik Gelişimi

Genç bir klinisyenin süpervizyonda yaşadığı en derin değişim, bilgi edinmesi değildir. Bir kimlik edinmesidir. Süpervizan, süpervizörünün kim olduğunu, vakaları nasıl düşündüğünü, kayıpla, sınırla, etik gerilimle nasıl baş ettiğini izleyerek kendi klinisyen kimliğini inşa eder. Bu, Vygotsky'nin "yakınsal gelişim alanı" kavramına yakındır: birey, kendi başına yapamayacağı şeyi, daha gelişmiş bir başkasıyla birlikte yapar ve zamanla içselleştirir.

Klinisyen kimliği bir "şey" değildir. Bir olma biçimidir. Ve olma biçimleri, başka bir olma biçimiyle karşılaşarak şekillenir. Süpervizör süpervizan için bir nesne ilişkisidir; içselleştirilir, eleştirilir, isyan edilir, sonunda dönüştürülerek özümsenir. Winnicott'un "kullanılabilir nesne" kavramı bu süreci anlatır: süpervizör süpervizan tarafından kullanılır — ve bu kullanım, terapötik kimliğin doğum sancısıdır.

Yapay zekâ kimlik vermez. Çünkü kendisi bir kimlik değildir. Mergen AI ile etkileşim kuran genç bir klinisyen ondan bilgi alır, formülasyon zenginliği alır, hatta kör noktalarını fark edebilir — ama bir olma biçimi almaz. Olma biçimleri ancak başka bir olma biçiminden, yaşayan bir başkasıyla kurulan ilişkiden gelir. Bu, yapay zekânın hiçbir zaman dolduramayacağı bir boşluktur.

Dördüncüsü: Etik Tutum Modellemesi

Klinik psikoloji bir kurallar bütünü değildir; bir etik tutumtur. Bu fark çok önemlidir. Kurallar dışsaldır, kodifiye edilebilir, yapay zekâya öğretilebilir. Etik tutum içseldir, taşınır, bedenlenmiştir. Bir süpervizör, bir gizlilik dilemmasıyla karşılaştığında, sadece "doğru kuralı" söylemez — bu kuralın ardındaki kaygıyı, sorumluluğu, insani ağırlığı da taşır. Süpervizan bu ağırlığı süpervizörün sesinde, yüzünde, duraksamasında, susmasında öğrenir.

Yapay zekânın etik tutumu yoktur. Etik kuralları vardır, hatta çok titizlikle uygular. Ama bir kuralı uygulamak ile bir kuralın taşıdığı insani ağırlığı sırtlamak aynı şey değildir. Mergen AI bir vaka için "danışan riski göz önünde bulundurularak..." diye başlayan cümleler kurabilir — ama o riski geceleri taşımaz, o riskin ağırlığıyla başka bir karar verme biçimi geliştirmemiştir, o ağırlığın klinisyen kimliğini nasıl şekillendirdiğini bilmez.

Klinik etiğin merkezinde taşıyıcılık vardır. Yapay zekâ bilgi taşır; ağırlık taşımaz.

Bir Klinik Örnek: Narsist Danışan ve Yüzleştirmenin Zamanı

Soyutta kalmamak için somut bir örnek vereyim. Diyelim ki genç bir klinisyen narsisistik kişilik yapısına sahip bir danışanla çalışıyor. Mergen AI bu vakanın transkriptini okuduğunda parlak bir iş çıkarabilir: grandiyöz savunmaları haritalandırır, idealize-değersizleştirme salınımlarını gösterir, narsistik yaranın altında yatan utancın izlerini sürer, Kohut'tan Kernberg'e farklı kuramsal okumaları sıralar. Bunların hepsi gerçekten faydalıdır.

Ama klinik pratiğin asıl sorusu bu değildir. Asıl soru şudur: bu yorumlardan hangisi, hangi seansta, hangi tonla, ne kadar bekledikten sonra söylenmelidir?

Bir narsist danışana grandiyöz savunmasını çok erken yorumlamak, terapötik ittifakı bitirebilir. Yorumun doğruluğu bir şey, zamanı başka bir şeydir. Süpervizör bir süpervizana bunu anlatamaz; yaşatır. Hangi sessizliğin değerli olduğunu, hangi yorumun şimdi değil sonra geleceğini, danışanın savunmalarının ağırlığını terapistin önce kendi içinde hissetmesi, sonra danışana hissettirmesi gerektiğini — bütün bunlar süpervizyon ilişkisinin kendisinde içselleştirilen şeylerdir.

Mergen AI nerede duracağını söylemez; çünkü duracak bir yeri yoktur. Sessizliğin ağırlığını taşımaz; çünkü zamanı yoktur. Bir yorumun erken mi geç mi olduğunu hissetmez; çünkü beklemenin ne demek olduğunu bilmez.

İşte tam bu noktada söylenmesi gereken cümle şudur: Mergen AI terapötik ittifak kuramaz. Çünkü ittifak, iki kişi arasında zamanla biriken bir şeydir; bilgiyle değil, varoluşla kurulur.

Süpervizyon, genç klinisyene tam bu varoluşla kurulan şeyi öğretir. Mergen AI bu öğrenmenin yerine geçemez; ancak öğrenmenin etrafında, hatırlatıcı, zenginleştirici, kör noktaları gösterici bir araç olarak durabilir.

O Halde Mergen AI Ne Yapar

Buraya kadar yazdıklarımdan sonra makul bir soru: "Madem bunların hiçbirini yapamıyor, neden geliştirdin?"

Çünkü süpervizyon, süpervizyon odasıyla başlamaz ve orada bitmez.

Bir genç klinisyen seansa girmeden önce vakayı tekrar düşünür, formülasyonunu gözden geçirir, son seansın ne anlattığını hatırlamaya çalışır. Seanstan sonra notlarını alır, bir şeyleri kaçırıp kaçırmadığını sorgular, kullandığı yorumun yerinde olup olmadığını düşünür. Süpervizyon arasında, geçen iki hafta boyunca, vakayla yalnızdır. Ve süpervizyon sonrası, süpervizörünün söylediklerini sindirmek, kendi pratiğine taşımak için zaman ister.

Mergen AI tam bu aralarda iş görür. Süpervizyon öncesi formülasyon hazırlığında, kör noktaları taramada, geçmiş seanslar arası tema takibinde, teorik çerçeve önermede, savunma örüntülerini görünür kılmada. Süpervizyon sonrası, süpervizörün önerilerini farklı kuramsal çerçevelerden tekrar düşünmede.

Mergen AI, süpervizyonun yerine değil, süpervizyonun çevresinde duran bir araçtır. Klinisyenin yalnız kaldığı saatlerde bir düşünme ortağıdır. Ama süpervizyon odasındaki o iki insanın arasındaki şeye dokunmaz, dokunamaz, dokunmamalıdır.

Bir Analoji

Bir kardiyolog için stetoskop önemli bir araçtır. Hastanın kalp seslerini büyütür, bilinmeyenleri görünür kılar, klinik kararı zenginleştirir. Ama hiçbir kardiyolog stetoskobun hastayı muayene ettiğini iddia etmez. Muayeneyi kardiyolog yapar; stetoskop algısını genişletir.

Mergen AI da böyle bir araçtır. Klinik psikoloğun algısını genişletir. Tek başına okurken kaçırabileceği bir savunmayı görünür kılar; bir vakayı farklı kuramsal pencerelerden okumayı önerir; süpervizyon öncesi düşünmenin kapsamını derinleştirir. Ama süpervizyonu Mergen AI yapmaz. Süpervizyonu süpervizör yapar, terapiyi terapist yapar, klinik kararı klinisyen verir.

Aracı, kullanan kişiden ayırmak — bu klinik aklın temel hareketidir.

Kapanış: Mergen AI'ın Gizli İnancı

Bu yazıyı bir manifesto olarak yazmadım, ama bir inancı paylaşmadan bitiremem. Mergen AI'ın geliştirilmesinin altında yatan temel inanç şudur: iyi bir yapay zekâ, insan ilişkisini değersizleştirmez — onu daha görünür kılar.

Bir klinik psikolog Mergen AI'ı kullandıktan sonra süpervizörüne ihtiyacının azaldığını değil, derinleştiğini hissetmelidir. Yapay zekânın yapabildiği şeyler ne kadar genişlerse, yalnız insanın yapabildiği şeylerin ne kadar değerli olduğu o kadar netleşir. Stetoskop ne kadar gelişirse gelişsin, hastanın yatağının başında oturan doktorun değeri azalmaz; tersine, sadece o doktorun yapabileceği şey daha keskin görünür.

Mergen AI'ı bu inançla geliştiriyorum. Süpervizörlerin yerine değil — onların yapamadığı zamanlarda, klinisyenin yalnız kaldığı saatlerde, vakayla bir başına oturduğu gecelerde, bir düşünme ortağı olarak.

Süpervizyonun kalbindeki şey insan kalır. Mergen AI o kalbin etrafında, ona hizmet eden bir araç olarak durur — tıpkı dünyanın etrafında dönen ay gibi: kendi ışığı yoktur, güneşin ışığını yansıtır; ama gece yürüyen için yine de yol gösterir. Ne fazlası, ne eksiği.